İtiraflar Monologu

—Sen acı çektiğini sanıyorsun ama…
—Gökhan’ın çektiklerinin yanında seninki de hiçbir şey değil Ömer kusura bakma.
—şey lan. Bu sıralar bu kelimeyi çok sık kullanır oldum. Şey lan şey şey şey.
—hatırlar mısın bilmem ergenlik zamanlarına denk gelen aşklaşmaları. Şimdi tıpkı eski halindeki liseli mürekkebine çalınmış zamanlarda olduğu gibi acılar çekiyorsun. Ahhh yavrucuğum. Aşık olmadığını bile bile acı çekiyor olmak nasıl bir duygu?

— acılardan değil de azizim. Beni yazmaktan uzaklaştıran azarlayan törpüleyen ve kopuk bir sızıyla vebalı bir sancıya sebep bırakan her ne varsa onun ağzına sıçayım ben. Ne boktan bir şey hiç daha önce böyle olmamıştım. Bir şeyler yazabilmenin dışında düzgün birkaç cümle bile kuramıyor olmak ölümcül bir hastalık gibi gittikçe yayılıyor ve sen zorladıkça hep eksik kalıyor hep bir şeyler arta kalıyor hep anlatmak istediklerin içinde anlatılmayı bekleyen hikâyeler ve hiç söz edilmemiş acılar; her biri feci sancıyor. Umarım bir daha böylesine aptal bir duruma maruz kalmam. Uzun süreden sonra ilk defa tanrıya bir şeyler yazabilmem için birkaç kelime bahşetmesi için yalvardım. Allahm ne boktan bir haldeydim öyle

— Ama şu can sıkıcı şeyler azizim. Aptal olan şeyler. Söylenmekte güçlük oluşturan şeyler. Beki de daha önce hiç anlatılamayacak ölçüde sancılı geçen o aptal dönem

—hayatımın en berbat günlerini yaşıyorum. Belki de haftalar boyu belki de bilinçaltımın dumur saatine göre yıllara dayalı bi yaşlılık rütbesi döken omuzlarıma. Evet, tam da öyle bir şey. Söz konusu hayatımın en berbat günleri. Hayatı ve insanları ne kadar basite aldığımı fark ettim bi an. Duraksadım. Aptallaştım. Sadeleştirilmiş hiçbir aşk kitabı doğruyu söylemiyor. Ama yine de aşık olmamış halimle bile bu denli acı çekiyorsam mükemmel. Mükemmel derecede aşk acısının ne demek olduğunu daha iyi anladım. Ne garip ne hazin ne nenenenenenenenenenenenenenenennene

—aynı şarkıları dinliyor olmak gibi hayat. Bir süre sonra cızırdamaya başlayan plak can sıkmaya başlıyor ve yeni bir plak koyuyorsun. Eskilerde raflarda en tozlu köşesinde en gizli yerinde ne kalmışsa oradan seçiyorsun. Sonra tekrar oturup dinlemeye başlıyorsun. Sessizce elini şakağına dayayıp usulca düşüncelere dalmış kahve tonlarda birkaç yaprak anı geliyor hatırına. Plak sürekli takılmaya şarkılar sürekli değişmeye başladığı zaman

—bu seferde bir şeyler dinlemenin ne kadar aptalca olduğunun farkına varıyorsun. Dinlediğin insanlar dinlediğin şarkılar oturduğun kuru iskemle

—bana o adamdan bahset
—ama komik.

---komik olması için değil. Güzel olması da gerekmiyor. Herkesin bilmesine de lüzum yok. Sadece kendini kandırma artık. Biraz nefes al. Ama kendini asla kandırma.

— kirli sakallı birisiydi. Boyu hemen hemen aynı. Biraz tombul göbeği var. bu nedense çok hoşuma gitmeye başladı. Hala daha çok hoşuma gider. Kirli sakalı bıyıkları paspartu kılıflı yüzü hep sakinliği sakin olmayı ve hep bilinçaltının kurguladığı oyunları anlatır. Sadece konuşmayı çok severdim. Uzun uzun saatlerce konuşabilirdim diye düşünürdüm. Belki bu sefer farklı olur hani filmlerine çalınan garip bir fasıl olur diye düşlemiştim. Ama çok sonra iri bünyeli uzun boylu bir aptal olduğumu fark ettim. Hiçbir şey film sahnelerinde olduğu gibi heyecanlı ve sürükleyici olmuyor. Ve bir adım sonra sahnede ne olup biteceği hakkında en küçük bir ipucun bile olmuyor. Tamam, galiba iyiyim umurumda değil diyorum. Ama sonra durup aptal bir düşünce yiyip bitirmeye başlıyor. Küfüler sıralıyorum. Önüme gelen bütün erkekler için bestelenmiş bütün kelimeler “piç” adı kadar kurgusal. Bütün erkeklere piç diyesim geliyor. Kıskandım mı? Yalan söyleyemem kıskanmışım. Kendime acımışım biraz. Biraz fazla abartmış olabilirim. Biraz fazla oyunsallaştırmış olabilirim.

—peki, onu tekrar görmeye gidecek misin?

— bugün o kahrolası aptallığı yaptım. Ben kesinlikle mükemmel bir aptalım. Bütün aptal sahnelerinde ismim geçiyorsa dahi üzülmem doğruyu söylüyorlar. Acıyor ama biliyor musun? Bir şeyleri hissedebilmek şurda arta kalan sızı her şeyi anlatmaya yetiyor. Acı sızıyor. Kan sızıyor ve bir süre sonra ağlamak zorunda kalıyorsun. Bugün gittim. Aptal suratına baktım. Orospu çocuğu diyesim geldi nefret ediyorum yavşağım demek geldi içimden. Ama ben oturup kekremsi ellerimle bir şeyler yazmaya çabaladım. Çantamda bir perçem kâğıt olmayışına üzüldüm. Faturanın arkasına yazdığım kelimelerden nefret ediyorum şimdi. Ama adamın bir suçu yok ki azizim. Adam haklı. Gözüne gözüne o iri parlak yüzüğü sokuyor ve ben hala filmlerden koparılmış mükemmel aşklaşma sahnelerinden vazgeçemiyorum.

—peki o zaman söylesene onu o kadar kutsal yapan diğerlerinden ayırt edebilmeni sağlayan o şey ne? Anlattığın şeylere bakılırsa çok basit bir insan profili. Herhangi bir erkek kadar hatta abese kaçarsa biraz çirkin bile sayılabilir. Peki neden o?

---galiba uzun süreden sonra ilk defa birisine bir şeyler anlatmak konusunda rahat olmayı başarabildim.ona anlattıklarım arasında hiçbir şeyi saklamadan ve gerçekten olmak istediğim hakikat içinde tüm benliğimle hayatımı ilk defa baştan sona anlatmak istedim. Aptalcaydı. Duvarlar diyorsun biliyorum. Mükemmel şeyler. Ne yara bere içindesin ne kavganın ne yozlaşmışlığın ne gereksiz tümcelerin arasında. Sadece kendi içindesin.

Hep kendi içindesin ve buna hiç kimse dahil değil. GALİBA KENDİME AŞIĞIM.

0 1 YORUM YAPMAK İÇİN TIKLA:

Seri ol

Blog Archive

Oğğ Yes

Fotoğrafım
deli olduğunu iddia edemz kimse.. ama gerçekten ayakuçlarında kırmızı çıngırakları ve yeşil pelerinleri olan deliler gördüm..

Seyirciler

Dailymotion hesabım