Sen Hiç Düş İçinde Düş Gördün mü?


Dışarıda keskin bir soğuk; şans kaza üzerimde ince bir mont, ellerim ceplerimi taşımıyor bile.
Ne düşünüyorum neye bu kadar kırılmışım inan hiç umurumda değil.
Kullandığım ilaçlar artık fayda etmiyor. İdealleştirmek uğruna kılı kırk parçalayarak hayalini kurduğum, bütün benliğimle orada olduğum “evet ben buyum” dediğim bütün düşüncelerimi hayallerimi yitirmişim. Hiçbir parça da tamamlayamıyorum.
Ne olmak istiyordum, kimlerle olmayı diliyordum, mutlu muydum? Gerçekten bilmiyorum.
 Galiba artık mutluluktan bahsedebilmek oldukça zor. Bir parçam hep eksik. Hep artan kalan şeylerde sıradanlaşarak, hep olmak istediğim şeylerin uzağında… keşke senin yerinde olabilseydim ‘tam da şu an keşke…’ diyebildiğim adamlara aşığım. Belki de bir tür; onunla olabilme çabası taşıyan masum bir cümleydi. Belki de bana bahşedilen hayatın bu kadar basite indirgeniyor olması canımı çok fazla acıtıyordu artık. sıradan bir insan olmadığımı biliyordum. Herkesin hissedebileceği ama herkesten farklı bir şıkla netleştirilebilme kuvvetiyle paydaş bir tabir. Bir zamanlar beni yaşatmaya yetebilecek tek kelime tek teselli



Otobüs durağının en dibindeki kuytudayım. Yarım saattir bekliyorum; belki de 1 saat olmuştur. Gece yarısına süratla yaklaşan şu zaman dilimini en azından seninle paylaşabilmeyi inan çok isterdim. Keşke senin yerinde olabilseydim… keşke senin gibi birisi olabilseydim; o zaman daha çok sever miydim hayatı? Gerçekten o zaman farklı bir insan olduğuna inanır mıydım bu kadar?


Olmak istediğim zamanları anımsatıyorsun bana. Mutlu muyum? Yoksa sokak lambasının beyaza kesen sorgusu altında parmaklarımın bu kadar uyuşmuş olması mı beni bu denli deli ediyor.? Nefesimin rengi kör edici bir geleceğe kesiyor düşlerimi. Hiçbir zaman mutlu olamayacağım galiba. Durakta beklediğim otobüste gelmeyecek. Hay aksi şeytan. Evimin tam olarak nerede olduğunu bile hatırlamıyorum. Yürüsem buradan ne kadar ederdi? Ellerim ceplerimi bu denli keserken gerçekten bu kadar güzel gelebilir miydi

bu denli gülebilir miydim?

Galiba içkiliyim. Tamam hatırladım şimdi. 11/26. buralardan pek geçmeyen bir otobüs, büyük ihtimalle geçmeyecek olan tek otobüs. Az önce çıktığım yerin dibinde iblislerin kavruk kokusu; baksana hala üzerimde kokuyor. Nasılda sinmiş. Promil hesabı bir geceydi ve ben fena halde içkiliydim. Herkes şerefine içiyordu; ben bardak dolusu çirkinliğime. Daha önce bu kadar içtiğimi hatırlamıyorum.

tek başına bir bardağı yudumluyor olmanın bu denli acı olabileceğini bile tam akıl edememişim. Ne aptallık!

Şimdi hatırladım. Galiba bu bir çeşit lanet olmalı. Beklediğim hiç bir şeyin aslı yok. Birazdan yürümeye başlayacağım. Uzun sokaklar boyunca soluğunu ensemde hissettiğim kahrolası hayvanların sesiyle birlikte birazdan ilerdeki sokağı döneceğiz beraber ve otobüs durağında kesişeceğiz. Aynı durakta aynı otobüse bineceğiz . Şüphesiz Aynı doğrultuda farklı iki yere giden garip iki yabancı rolunü çok iyi oynuyoruz. Sen ne kadar saçma bir insan olduğumu düşüneceksin; gözlerini ayırmadan uzun bir süre;


ben de ne kadar boktan bir gece olduğunu düşüneceğim, gözbebeklerimle sana gülümsemeyi tam olarak beceremesem bile...

Ve sonra tekrar tanışacağız. “ne garip” diyeceksin “sizi tanıyor gibiyim” ardından kurgulanmış bir oyun gibi

“nasılsın?” diyeceğim. Sanki üstünden çok uzun bir zaman geçmiş yıllanmış koskoca dostlar gibi can çekişir gibi sanki uzun bir zamandan beri birbirimizi delicesine özlemişiz gibi…

Ve tekrar tanışacağız. Ne güzel. Galiba önce sen aşık olmuştun hadi itiraf et. it gibi titreyen ve Elleri ayaza kesen kızlardan hoşlandığını söyleyen sendin. Ne kadar duygusuzum. Aşkta bile en pasif olan yine benim. Sahi o gün gerçekten hangi otobüse bindiğimi bile tam olarak hatırlamıyorum. O gün eve gidebilmiş miydim? Hayır otobüste sızıp kaldığımı hatırlıyorum. Ha evet bir de ne küstahım. Otobüs koridorlarına kusmayı pek sevmiyor olsam bile o gece bunu başarabilmişimdir eminim. Sen hala o haldeyken bile beni seviyorsun ya; gerçekten hala bunu anımsadıkça gülüyorum. Deli!

Gözlerimi açtım. Her şeyin koskoca kör bir hayal olması ne iğrenç!!!!!!!! . Beklediğim durakta 11/26 numaralı otobüs geldi az önce. Nereye gidiyor olduğum ya da nereye gitmem gerektiği umurumda bile değil. Ankara’ya sür kaptan!!. Ankara da o soğuk kaldırım taşları üzerinde uyurken ölmek istiyorum. Uyuyarak ölmek istiyorum. Lütfen biraz hızlı! Buza kesen parmaklarım tam olarak ısınmadan;. Uyuyarak ölmek istiyorum; bir Ankara vakti kör edici beyazlıkları içinde deli dolu bir kışın tam da ortasında ;TAMDA BUGÜNDE

0 1 YORUM YAPMAK İÇİN TIKLA:

Seri ol

Blog Archive

Oğğ Yes

Fotoğrafım
deli olduğunu iddia edemz kimse.. ama gerçekten ayakuçlarında kırmızı çıngırakları ve yeşil pelerinleri olan deliler gördüm..

Seyirciler

Dailymotion hesabım