Dışı Peygamber Harcı Ama Ruhu Fahişe Bir İnsan Tanıdım.
0 YORUM YAP! Gönderen Erty.Alpus Saat tam şu an Pazartesi, Şubat 08, 2010Senin en büyük yanlışın en biliyo musun ?
Dışın peygamber harcı
ama ruhun fahişe.
Ben her zaman
İçimde ve dışımda
aynı bütünlük içinde bir iblis beslediğimi ve
asla iyi biri olamaycağımı söyleyebilirim ve çoğu insan
beni öyle tanır.
çoğu insan deli olduğumu söyler
inkar etmem
ama artık
sende kendini kandırmaktan vazgeç.
içim ve dışım
aynı fesatlıkta
ve açıksözlü biri olduğum için
asla üzülmedim..
ve hala derim ki
içimde size karşı ne fesatlık beslemişsem
arkanızdan konuşmam
BEN HALA SİZE İNAT
GELİR SURATINIZA BAĞIRA BAĞIRA SÖYLERİM
bunu yapabilir misiniz? en azından bunu
en azından dedikodu masalarında
elinizdeki son kozunuz bensem
size diyebilirimki
o oyunu mutlaka kaybedeceksiniz...
erty.alpus
Eskiler Alıyorum.Eskiler Satılıyor..
0 YORUM YAP! Gönderen Erty.Alpus Saat tam şu an Cuma, Şubat 05, 2010Duygularımızı eskitiyoruz ; Eskiler alan
ve her daim işi eskiler alıp daha eskilerini satmak olan o adamla takas ettiriyoruz.
Artık hiçbir duygu eskiden aldığımız tadı vermeyecek bundan emin olabilirsin.
Sol boşluğunun içinde evcil olmayan yarısı sokak melezi yarısı vahşi dizginsiz olan duygular beslenecek yavaş yavaş.
Daha eski ama daha ilkel;
Daha kirli ama daha tarifsiz duyguları mutlulukla hüzünle heyecanla ya da en basitinden aşkla eşleştirme çaban aslında senin ne kadar aciz ne ve kadar akılsız olduğunu özetleyecek kısaca. Ya da en basitinden bugün sonbahar hangi kıyafetini giymişti onu söyleyebilir misin; gözyaşlarımızın tuzuyla kuruyan o çatlamış toprakları kar örtüsüyle gizlerken?
Sen iyisi mi” diye başlamayacağım bu sefer cümleye. İyi olan zordur çünkü. İyi olan aslında içinde gizli bir kötümserlik önerisi taşır daima.
Sen yinede bütün karamsarlıklarının içinden en doğru olanını seçeceksin emin ol. Sol tarafındaki melez duyguları sakın dinleme. Biliyorsun bir rivayete göre kötülükleri fısıldayan ve düşman kavramına takınılmış bir şeytan bulunuyor sol tarafımızda daima. Ama aksine neden kalbin sol tarafta olduğunu da sormaz bi insan mesela. Merak etmez. Ama merak insanı insan yapan ve hayvansal içgüdülerin tımarı olmaktan kutsayan bir oluşum değil midir? Bu arada oluşum lafını hiç sevmedim. Bir ara paragraf aralarını düzenlemek için iyi bir temizlikçi de tutmak lazım. Bunu da bir yere not et..
ve bunu başardıkları an sonsuz bir huzur hissedecekler. Farklı olanı farklı yaşam tarzı içinde kabul edemedikleri için; Hep kendi tabularına kendi fikir beyazı düşüncelerine uyum sağlamasını isteyecekler. Oysa ki aslolan şey; kusursuz ve planlanılmış olan hayatlarında esir eden ve esir edilen kişinin hep kendileri olduğunu görememeleri.
Bu yüzden siz siz olun
Dışlamaya ve uzak tutmaya özen gösterin delileri hayatınızın içinden…
Nasıl olsa hayat hep aynı düzlem içinde yerleştirilmiştir özenle beyninize
Siz sadece doğun, yaşayın ve ölümseyin biraz.
Aklınıza ilk gelen şeyi yapamadığınız için bütün bir ömür boyu lanetlendirin kendinizi…
Dipnot: (Delilik içinde yapmacıklık olmamalı hiçbir zaman.
Ama bir diğer yandan ifade etmek gerekirse; İnsan içinden geldiği gibi davranabiliyorsa bu delilik değildir asla .)
Küçük Hesaplarla Geçiyor Yaşam..
0 YORUM YAP! Gönderen Erty.Alpus Saat tam şu an Cuma, Şubat 05, 2010Yeni bır hıkayeye başlama umudu var ıcımde
Konusunu kutsal ölüm inancıyla yazmaktan alacağım süratle
olmayan çocuğumun burnu kanayan alınganlıklarından,
ayrılma eşiğine gelmiş çiftlerin
terapi seanslarından bahsederek bitireceğim.
Virgül kullanmak niyetiyle her yere
nokta. konulsun.lütfen.
Bir Dilim Kızartılmış Ekmek ve Akşam Kahvaltısı
1 YORUM YAP! Gönderen Erty.Alpus Saat tam şu an Salı, Şubat 02, 2010Hayatınızın; çoğu zaman hep aynı düzlemde, monotonluk delili dakikalar içinde olduğunu fark edebilirsiniz. En basit anlarınızdan başlamak gerekirse;mesela akşamüstü kaçıncı kez yaptığınızı hatırlayamadığınız bir kahvaltıya oturuyorsunuz.akşam üstü yapılması unutulmuş olan yemek faslı gene tatsız bir işkenceye dönüşmesin diye; kendinizi kahvaltı masasında buluyorsunuz birden.
elinizde bir dilim kızartılmış ekmek vardır. Biraz üstüne yağ sürüyorsunuz biraz reçel biraz daha yağ derken en sevdiğiniz kahvaltı menüsü içinde elinizde sadece bir dilim kızartılmış ekmek size sıcak ve her zamanki aynı tadıyla akşam kahvaltısının tadını çıkarmanız için eşlik ediyor.
Ve siz bi an da durup sessizliği dinlemeye koyuluyorsunuz o an fark etmeden. Nedenini bilmediğiniz ve kaçıncısı olduğunu kestiremediğiniz bir dejavu içinde elinizdeki ekmeğe dikkatle bakıyorsunuz. Bu anı daha önce yaşamış olmanın burukluğu içinde her zamanki olağan bir uğultuyla annenizin sesi bölüyor ortalığı. Ekmeği bırakıp biraz olağan bir akşamüstü sürekli aynı şeylerden şikâyet edilen konuları dinlemeye çabalıyorsunuz. Yada dinliyormuş gibi görünüyorsunuz. Yada en kesin delille annenizde dinlememiş olduğunuzu fark ettiğinden olacakki; bu defa daha büyük bir öfkeyle geçmişteki ve gelecekteki pişmanlıklardan bahsetmeye devam ediyor . Sesinin daha fazla bir baskın genle beraber yükseldiğini daha da hiddetlendiğini hissediyorsunuz. ama bu sizdeki sıkılganlık mümessili prospektüsleri değiştirmeyecektir. Onu dizginlemeyeceğinizi hatta hiçbir kelimeyle teselli edemeyeceğinizide biliyorsunuz. En basit kavgaların çıkarılma sebebini öğreniyorsunuz bu sayede biraz. Sobanın neden yanmadığından başlayan bir konuyla; geçmişteki yapılan hatalara doğru alınan bir yolculuk aslında bu kavga mevzusu. Ama mutlaka hatalar unutulmayacaktır ve her mümkün kavga içinde tahlil edilmek üzere laboratuar eşiği düşüncelerde tazelenecektir. Bunu unutma
Siz bu sefer elinizde; iştahınızı kaçıran o kızartılmış ekmeğe bakıyorsunuz tekrar. Ama bir türlü monoton nöbetinde olduğunuzu kavrayamıyorsunuz ilk anda olduğu kadar. İlk durup düşünme tecellisi içinde olduğu kadar ;nedense monotonluktan şikayet de edemiyorsunuz pek. Biraz daha fazla kırılan omurilik gururu içinde daha fazla belinizin çöktüğüne ve bu anın daha da fazla ağırlaştığına tanık oluyorsunuz yeniden. Dilim hesabı olan iştahınızı çoktan yitirmiş olduğunuz için kendinizi şanslı hissediyorsunuz. Her rahatsızlık anında olduğu gibi odanıza çekilmek için iyi evlat modelinde birkaç eskimiş kelimeleri eskitiyorsunuz. Ama çoğu zaman en güzel şeyin susarak eşlik edilen dakikalar olduğunu anlamanız pekte uzun sürmeyecek. Ve her nedense bu içinizdeki monotonluğuna bir kıyafet giydirmek istercesine yazmak istiyorsunuz.bir nevi içinizdekileri dışa sersemletici bir darbeyle boşaltmak ve rahatlamak istiyorsunuz Ama bir türlü başaramıyor olmanın verdiği tatsız pasif kalma güdüsü içinde, susmanın her şeyi üstünü örten ölü bir kimlik olduğunu anlayacaksınız… ne tuhaf dimi?
Yıllar Önceden Kalmış Bir İççekişme Anı;İnsan Kendisiyle Kavga Ediyorsa Yine de Kaybeden Hep Kendisi Olacak..
0 YORUM YAP! Gönderen Erty.Alpus Saat tam şu an Pazartesi, Şubat 01, 2010İki elini alnının ortasında birleştirdi. kafasını avcunun içinde sıkarak büyük bir coşkuyla patlatabilirdi belki.
Belkide vaktinden önce ölmeliydi. yaklaşık 12 yıl ve 7 ay önce;yoğun bakım ünitesine bağlı yaşamaya çabalarken;hastanenin en deli doktoru tarafından ona bahşedilen oksijen tüpünün yada onu hayata bağlayan bütün makinelerin fişi çekilmeliydi gizlice. Hem masum bir şekilde ölebilirdi böylece;hiçbir günah bahşedilmemişken ona henüz.hemde bugünü bu kadar acımasızca yaşamamış olabilirdi bu kadar;kendine fazlasıyla acıyarak...
Eğer geçmişine o yoğun bakımdaki dakikalarına dönebilseydi;hayatının en olağandışı düşleri için önce kulağına lanetler fısıldardı.Gelecekte cezalandırmak istediği nice vakitsiz düşüncelerden sonra bunu hak ettiğini yada mümkün mertebe umutsuzca yaşamanın onun için bir ceza olabileceğini söylerdi
.keşke hiç yaşamamış olsaydı...
şu an yaşadığı bu tanımlanamamış duygularla beraber daha önce keşfedilememiş infaz ve işkenceler içinde kendini izlerken daha mutlu olabilirdi belkide. Sessizce değil ama. Büyük bir iç çekişmeyle kanının ve beter kokusunun etrafa dağılmasını izleyerek.en çok kendisini ödüllendirirken daha önce kimsenin alamadığı o keyfi alarak…
Yada belki artık.olağan ve gerçek hayata dönüp;gizlice o hep depresif bulanık haplarından tek kesitle ve apansızın çözüm yolunu bularak ve sadece birgün içinde o bütün kutuyu içerek kendisini ödüllendirebilirdi.herşey sadece 1 gün içinde tedavi edilebilirdi.
*iç sesine kulak ver .bütün depresyon mümessili söylenmiş duygular ve sözlerden arınabilirsin." dedi sol tarafımdan sıyırıp geçen o gizli uğultu.
.kendimi biraz rahat bırakabilir miyim?
Takiptedir mutlaka
Bu sebebten olacak ki
Peşin satılmış olan
Hüznün yerini hiçbir mutluluk kelimesi
Almaya niyetli değil henüz
Hiçkimseye Ait Olmayan Şiir..
0 YORUM YAP! Gönderen Erty.Alpus Saat tam şu an Perşembe, Ocak 28, 2010Araba camında taze ve henüz bitmemiş olan yağmurun buğulu havasına ağır manalar yükledi kadın. Acı içinde geleceğe dair umutsuzluklarla, arabanın süratine uygun bir zaman zarfı düzenledi. Biraz şarbon biraz yalnızlık kokan düşüncelerine ara vermek istiyordu biraz, biraz doygunluk duygusunu eskitmeyi diliyordu. Neyseki istediği gibi oldu her şey. Bütün düşüncelerinden sızan kelimeleri, sigara dumanına asılı ve terk edilmiş bir sevgili duygusuyla gökyüzüne doğru çekildiğini duydukça sevindi. Ellerini henüz taze ve sıcak olan ve süratla alnından boşalan kana götürdü tekrar. Alnının sağ üst köşesinden sızan bu derin bu sıcak bu mutluluk hissiyle güdülenmiş acıyı daha önce hiç hissetmemişti oysa
Daha önce hiç bu kadar gülümseyemişti ilk kez bedeni bu kadar hızla çürürken…








